Arkitera Mimarlık Veritabanı
 
Detayl� arama
ProjeMimarDiğer kişi
İşverenOfisKuruluş
Süreli YayınKitapYarışma
EtkinlikOkulKent
MakaleÖdül
Mimarlar
ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ
Arkiv > Mimarlar > Mehmet Konuralp Kalıcı linkPDF versiyonuFavorilerinize EkleyinRapor EtSayfayı Yazdır
Mehmet Konuralp

Kişisel Bilgiler
Eğitim ve Meslek Hayatı
Mesleki Etkinlikler, Yayınlar ve Başarıları
Projeleri
Arkitera Harita'ya Kayıtlı Projeleri (1)
Kişisel Bilgiler

1939'da İstanbul'da doğdu. Şişli Terakki İlkokulu ve İngiliz Erkek Lisesi’ni 1958'de bitirdi. Münih'te dil öğrenimi gördü. 1960-1965 yılları arasında Londra'da “The Architectural Association School of Architecture”da mimarlık eğitimini, 1966-1970 yıllarında aynı okulun “Leverhulme Department of Planning and Urban Design” bölümünde şehircilik öğrenimini tamamladı. 1968 yılında Mehmet Konuralp Mimarlık ve Mühendislik Bürosu olarak başladığı meslek hayatını 1982 yılına dek sürdürdü. Günümüzde mesleki çalışmalarına 1982'de kurduğu Konuralp A.Ş.'de devam etmektedir. Bugüne dek proje mimarlığı, iç mimarlık, müteahitlik ve eğitimci olarak mesleğin hemen her dalında faaliyet gösterdi. Mehmet Konuralp'ın yurtiçi ve dışında başlıca yapıtları arasında, İstanbul Karayolları Zincirlikuyu Tesisleri, Ordu Sağra Fabrika Tesisleri, Sabah Gazetesi Medya Plaza Tesisleri, Yemen Marib Vadisi Tasarımı, Çerkezköy ATK Entegre Tesisleri, Sabah Gazetesi ve ATV Nişantaşı Tesisleri gibi sanayi ve idari yapıların yanı sıra çok katlı konut, villa, sanat galerisi gibi çeşitli tasarım ve iç mimari uygulamaları da yer almaktadır. Ağa Han Vakfı'nın, 1993-1995 dönemi "Mimarlık Ödülleri" seçiminde büyük jüri üyesi olarak yer alan Mehmet Konuralp, "1995 Ulusal Mimarlık Ödülü"nü kazandı. 1997-1998 yılları Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde öğretim görevinde bulundu. Mehmet Konuralp'ın uluslararası kuruluşlarda konferans ve tebliğlerinin yanısıra çeşitli kitap ve dergilerde, mimarlığı hakkında yayınları bulunmaktadır.

Doğum Yeri ve Tarihiİstanbul, 1939
Güncel OfisiKonuralp Müteahhitlik Müşavirlik A.Ş.
İletişim bilgilerini görüntülemek için üye girişi yapmalısınız!
Eğitim ve Meslek Hayatı
LisansArchitectural Association School of Architecture, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü (1965)
Mesleki Etkinlikler, Yayınlar ve Başarıları
Jüri ÜyelikleriÖdüllerYarışmalar
Komite Üyelikleri
Proje Ödülleri
Yazıları
Hakkındaki Yazılar
Katıldığı Etkinlikler
Projeleri


arkiteraforum
Bu soruyu, Aralık 1999’da, Yem Yayınevi’nde ‘Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin düzenlediği ‘Mimar Anlam Beğeni Sempozyumu’nda yaptığım konuşmadan bir alıntıyla cevaplamak istiyorum. “Türkiye üzerinde odaklaşıyoruz, konumuz Türkiye, hemen Batıya atlayıp, repertuarından bir şeyler getirerek konuyu sulandırmakta da hiç yarar görmüyorum. Çünkü, bir resmi ideolojik tarihsel çizgi içinde bu kadar geniş ve filozifik bir yaklaşma zaten mümkün değil. Yani, Borsalino şapkayla Farabi arasına sıkışmış bir kültürün nerede olduğunu da tartışmak şu anda mümkün değil. Çünkü, öyle bir kültürün şu anda kesinleşmiş varlığı yok. Dolayısıyla, temel sorunu atlayarak; yani binanın temellerini yapmadan, beşinci kattaki salonun tefrişini tartışmanın bir gereğini ben yine yakalamış değilim. Çünkü, bizim bir asgari altyapı sorunumuz var. Bu asgarideki toplumsal müşterekliği saptamadan, beğeninin sadece bir küçük burjuva düzeyinde, mimarın şu anda ele almış olduğu eserler üzerinden bir envanterle, Türkiye’deki mimarlığın beğenisini veya anlamını tartışmak çok zor. Hal böyle olunca, birdenbire halkın popülist anlayışındaki yaklaşmalarına kaçıyorsunuz ve bir Sultanbeyli’yle, Kızılay’daki mega blok düzeyindeki yaklaşımı tartışmaya başlıyorsunuz. Herhalde İstanbul civarındaki, Bahçeşehir’le Sultanbeyli’yi tartıştığımız zaman, muhakkak ki Sultanbeyli, Camillo Sitte’nin prensiplerine çok daha yakın ve uygun. Hal böyle olunca, tartışılacak olan nesnenin, bence anlam ve beğenisinden önce kriterlerini iyi hesaplamak gerekir diye açtım mı, kapattım mı konuyu bilemiyorum.........”
Mehmet Konuralp
Sn.Konuralp, sizi yeni tanımaya başlayan biriyim.Modernizm'in evrensel dilini konuşan ve bugüne kadar değişmeyen bir üslüp çizginiz olduğunu görüyorum. Size bir öğrenci ve bu boşluğun yarattığı ihanetleri korkuyla gözlemlemekte olan biri olarak küçük bir sorum olacak. Tanzimat Fermanı’nın ilanından bugüne kadar geçen dönem modernleşmenin gerek yayılma alanı,gerek yayılma biçimleri açısından homojen bir zaman dilimi değildir. Sizce Türkiye modernizmi (belki biraz sığ bir sözcük oldu) aydınlanmayı yaşamış mıdır…..yaşayacak mıdır? O otobandan kurtulup merkeze doğru yol alabilecek miyiz? Teşekkürler...
o.ü