Ana SayfaMimarlarMimarlık OfisleriProjelerProje TipleriYarışmalarÖdüllerEtkinliklerKitaplarSüreli YayınlarOkullarKentlerArkiv Seçkileri
Projeler
Arkiv > Projeler > Kaunos Roma Hamamı Restorasyon Projesi "III. Proje"
Son güncelleme tarihi : 23/06/2008 11:59
| Kaunos Roma Hamamı Restorasyon Projesi "III. Proje" | |
![]() | |
Künye![]() | |
| Tasarım Ekibi | Nevzat Oğuz Özer Yasemen Say Özer |
| İşveren | Bilinmiyor |
| İletişim bilgilerini görüntülemek için üye girişi yapmalısınız! | |
| Proje Tarihi | 2002 |
| Yapım Tarihi | 2002 |
| Proje Tipi | Koruma / Onarım |
| Yapım Türü | Bilinmiyor |
Açıklama![]() | |
| Kaunos Antik Kentindeki Roma Hamamı Kalıntısı’nın Müze Olarak Kullanılması Kaunos Roma Hamamı Kalıntısı bir mimari eleman olarak nedir? Kaunos Roma Hamamı kente hakim bir noktada, Tiyatro ile Korint Tapınağı’nı birbirine bağlayan topografik semerin üzerinde inşa edilmiştir. Bina semerdeki yapay bir terasın üzerinde kuzeybatı-güneydoğu yönünde kurulmuştur. Kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan bir aksın iki tarafına yerleştirilen simetrik salonlar binanın plan şemasını vermektedir. Sözkonusu bu salonlar 6 tanedir. Aksın sağında ve solunda olmak üzere ikişer tane ambulacrum ve tepidaryum ile aksın üzerinde yer alan frigidaryum ile caldaryum. Frigidaryum ile calidaryum’un arasında ise dairesel bir plana sahip olan lokanicum vardır. Bunlardan ayrı olarak giriş amacı ile kullanıldığı düşünülen iki küçük mekan daha vardır. Bu mekanları ve lokanicumu salon olarak tanımlamak doğru olmaz. Hamam bu hali ile “kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan tek akslı simetrik bir plan” şemasına sahiptir denilebilir. Bina, genişliği 3 metreye varan duvarlar tarafından taşınmaktadır. Duvarlar, kesme taşların alt sıralarda oldukça düzenli, üst sıralara doğru ise düzensiz bir şekilde, küçük taşlarında kullanıldığı harçlı teknikle örülmüştür. Kalın duvarlar üst tarafları kemerlerle sonlanan nişlerle parçalanmıştır. Bu nişlerin genişlikleri 2-2.5 m., derinlikleri ise 1-1.5 m. arasında değişmektedir. Bugün, binanın yapısal açıdan en karakteristik tarafı bu kalın duvarlar ve onları parçalayan nişlerdir. Binanın üst yapısı ayakta değildir. Ancak duvarların en üst noktalarındaki içe doğru kavis yapmış kalıntılardan çatının tonozla örtüldüğü söylenebilir. Binanın ortasından geçtiğini kabul ettiğimiz kuzeydoğu-güneybatı aksının bir tarafı (kilise yönü) tamamı ile yıkılmıştır. Bu kesimdeki duvarların 1.5-2 m. yüksekliğe kadar olan kısmı korunabilmiştir. Aksın üzerindeki ve diğer yöndeki (korint tapınağı yönü) salonların duvarlarının ise büyük ölçüde korunduğunu söyleyebiliriz. Binanın bugünkü görünümünün en karakteristik tarafı ayakta kalan duvarların düzensiz bir çizgi oluşturan üst profillerin sergilediği görünümdür. Kaunos Roma Hamamı Kalıntısı’nın müze olarak kullanılması Hamamın müze olarak kullanılması amacı ile önerilen projede aşağıdaki ilkeler benimsenmiştir: 1.Binanın kalıntı görünümünün bozulmamasına çalışılmıştır. Antik binada tehlike arz etmedikçe tamamlama yapılmamıştır. Duvarlar, yer döşemesi gibi mimari elemanlar toprak altından çıktığı hali ile kullanılmıştır. 2. Eklemeler, binanın sahip olduğu değerlere saygılı ancak onlardan farklı ele alınmıştır. Çatı, sergi standları, tesisat, yer döşemeleri gibi binanın müze amacı ile kullanılması için gerekli eklemelerin “eser” ile ilişkisinin vazgeçilebilir nitelikte olmasına gayret edilmiştir. Bu ilkeler doğrultusunda; Girişin düzenlenmesi: Müze ana girişinin, binanın kuzeydoğusunda yer alan palaestradan yapılmasına karar verilmiştir. Bu alanın bir düzlük içermesi ayrıca köy yolu ile ilişkisi müzenin girişi olmaya elverişli unsurlar değerlendirilmiştir. Müzenin ilk avlusu bu palaestradır. İkinci avlu palaestraya iki kapı ile açılan, kuzeydoğu – güneybatı aksının kilise tarafında kalan yıkık durumdaki ambulacrum salonudur. Bu salon 1.5-2 m. yüksekliğinde korunabilmiş duvarları ile bir avlu niteliğindedir. Bilet ve hediyelik eşya satışı bu mekan içerisinde yapılacaktır. Müzenin giriş kapısı ambulacrum (2. avlu) ile frigidaryumu birbirine bağlayan kapı olacaktır. Sergi salonlarının düzenlenmesi: En az müdahaleye gerek duyan, en fazla korunmuş üç mekan müze salonları olarak düzenlenmek üzere seçilmiştir. Bunlar, sözkonusu aksın üstündeki frigidaryum ve locanicum ile aksın tapınak tarafındaki ambulacrumdur. Salonların içine büyük mobilyalar yerleştirilmiştir. Mobilyalar birçok amaca hizmet etmektedir. Bir taraftan küçük eserlerin sergilenmesi için stand görevi üstlenirken, diğer taraftan çatı yükünü taşımakta ve gerekli tüm tesisatlar bu mobilyanın içinde çözülmektedir. Çatının eğimi antik duvarlara doğru değil, salonun ortasında yer alan mobilyaya doğrudur. İçe doğru düzenlenen çatı eğimi ile yağmur suları mobilyanın içine verilmekte, buradan da yağmur iniş boruları ile zemine aktarılarak binanın dışına boşaltılmaktadır. Böylece binanın en karakteristik tarafı olarak tanımladığımız ayakta kalan Duvarlar rahatsız edilmemektedir. Bir müze için çok önemli olan ziyaretçi trafiği de mobilyalar yardımı ile düzenlenmektedir. Ziyaretçi kesinlikle orijinal zemine basmamakta. Mobilyaların bir parçası olan yürüme yolları ile müze içinde dolaşmaktadır. Salonların içine yerleştirilen bu mobilyalar zamanın gelişen ve değişen ihtiyaçları doğrultusunda sökülebilecektir. Kullanıldığı zaman süresince çağının bütün gereklerini içinde barındırarak çözümleyen tasarım, bir noktadan sonra zamanının gereklerini karşılayamaz olduğunda, antik yapıya hiçbir zarar vermeden yerinden kaldırılabilecektir. Adeta “bina içinde bina” şeklinde özetlenebilecek bu öneri kendi içindeki bütünlüğü, mevcut antik binayla “barışçıl” ve “vazgeçilebilir” ilişkisi ile bizce en doğru yaklaşım olarak düşünülmüştür. | |
Görüntüler![]() | |













