"Hala 40 m2 bir büroda tek başıma çalışıyorum, istediğim türden işlerim, işverenlerim oluyor. İşte, TÜRSAB, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği, bunlardan biri. Bundan uygar işveren mi bulunur. Gerçek bir prestij yapısı.
O zaman, şu dikdörtgen, bir yanı da bitişik nizam prizmayı bir kesip biçelim. İşi fazla uzatmaya gerek yok. Yaklaşım köşesine bir çeyrek daire boşluk, giriş buradan. Arkasına paralel bir çeyrek daire daha, bu da merdiven. Bu dilim çatıya kadar yırtılacak, bir ışıklık olarak. Tepeye tümüyle saydam bir sera giydirilecek. Hem işaret olur, hem günışığını giriş holüne kadar derinlemesine içeri alır. Demek ki, dairesel sera ve merdiven nedeniyle alüminyumcularla ve mermercilerle kavga var. Olsun. Bari tüm yapıyı her yönde bir modüle oturtalım, hepimiz için kolaylık yaratalım. Modül sistemi 60x60 dır. Makete bakınca ne görüyorum? Bu bina biraz file benzedi. Çayırlıkta bir fotoğrafını çekmeli.
Sonra, bitmiş binanın fotoğrafını çekebilmek için bile korku ile girdim o sokağa. Gerçekten, yapım aşamasında, yüklenici ile sorunlar çıkmıştı. Gazete polemiği bile yaşadık. Projeyi tam olarak izleyemiyor, birçok yeri kendiliklerinden çözüyorlardı. İş; “mimar üç pencere çizmiş de biz dört tane mi yapmışız?” lara kadar vardı. Doğallıkla kontrol elimden çıkmış, “sokağa bile girmem yasaklanmıştı”.
Neredeyse tüm bodrum katı, benim hala anlayamadığım bir nedenle su deposuna çevirilen yapıya, sonra TÜRSAB sığamadı.Bunun sonucunda, Seyahat acentelerine prestij partileri verilmek amaçlı tasarlanmış olan teras katı, elbette bana danışılmadan acele eternit ile kapatılarak ofis kullanım alanı ilan edildi. Bir kaç yıl sonra da Türsab, yapıya sığamayıp başka bir yere gitti. Türkiye’de mimarlık zemininin ne denli kaygan olduğunu birkaç açıdan gösteren ilginç bir örnek oldu."
Haydar Karabey
Bu proje, 2. Ulusal Mimarlık Sergisi Proje Dalı ve 4. Ulusal Mimarlık Sergisi Yapı Dalı ödüllerine aday gösterilmiştir. |